Yıllardır yazmadığıma şaşırdığım bir konu buldum.Bayan kelimesi.Bu kelimenin kullanımına sinir oluyorum. Hele hele hemcinslerim tarafından kullanılıyorsa.Bana temel olarak lümpen geldiği için belki de.Bu konuda son günlerde yazılmış iki yazıyla karşılaşınca bu konuda iki çift laf etmenin zamanı geldi diye düşündüm. Kürşat Bumin bir akademisyenden alıntı yaparak erkeklerden söz edilirken bay denmezken kadınlardan bahsedilirken bayan denmesini [...]
Ali Bulac’in bugunku yazisinin her satiri sadece Istanbul’da yasayanlar icin degil, tum Turkiye icin okunmaya deger. Adeta bir alarm ve aci gerceklerin yuze carpilmasi niteliginde. Carpik mimari, apartmanlarin medeniyet zannedilmesi ve deprem tehlikesi cok guzel vurgulanmis,ama mesele bu teshisi yaptiktan sonra ne yapacagimiz.
Her ne kadar burada yasamis olsam da neredeyse iki sene uzak kalinca insana aradaki farklar daha bariz bicimde gorunuyor.Hazir jetlag etkisindeyken ve bu saatlerde uyumamam gerekiyorken ilk 24 saatimden izlenimleri aktarayim:
Bu adama,yani Engin Ardic’a gulmekten hic vazgecmeyecegim galiba ve o da kendisini okumaktan hic biktirmayacak.Ne guzel bir okuyucuya boyle dusundurtebilmek!
Türkiye’de siyasetin sivilleşmesinin önündeki en büyük engellerden biri de bizde sivil siyasetin yıllardır neredeyse sistematik biçimde aşağılanması ve gözden düşürülmeye çalışılması. Gerçi gelişmiş demokrasilerde de seçilmişler devletin diğer organlarındakilere göre daha çok gözününde oldukları ve hesap verme yükümlülükleri daha fazla olduğu için öyle çok prestij sahibi değiller, ama bizde durum iyice vahim.
Pek çok açıdan beklenmedik sonuçlarla dolu bir seçimden sonra yorum yapmasam olmazdı. Hoş, söylenecek her şey söylendi 24 saatten az bir sürede bile…
Hiç bir zaman tembel bir insan olmadığımı biliyorum. Tam aksine her zaman işimin gerektirdiğinden de fazla sorumluluk duygusu sahibi oldum. Hatta bu nedenle doktoranın beni fazla bunalttığını düşünüp durdum. Zira 7/24 insanın kafasını meşgul eden, sürekli öğrenci olmayı gerektiren bir yüktü o süreç.
I still have mixed feelings about Facebook. I am totally uncomfortable with the limited privacy and convinced that they do it deliberately. Yet, because I like to keep in touch with friends especially in remote places and even with the people I barely know, I keep my account active.
Buyuk bir imparatorlugun Anadolu’ya ve geri kalmisliga hapsolmus mirascilari olarak gurur ve asagilik kompleksi karisimi duygulara sahip oldugumuz sir degil.AB’ye girme surecimizdeki tepkilerimiz bile bu duygularla sekilleniyor.Bir kac yuzyildir Avrupali olmak bizim icin sinif atlamakla es deger, ama ayni zamanda onlardan olumsuz tepkiler gordugumuz zaman Osmanli gecmisimize, bir zamanlar sahip oldugumuz ihtisama atifta bulunmadan edemiyoruz.Kisaca biz ve onlar ayrimini yapmaktan vazgecmiyoruz ne biz ne de Avrupalilar.
ABD’de buyuk ihtimalle son zamanlarimi yasarken beni is gucten uzaklastiran ve favorim olan iki kanaldan bahsetmek istiyorum.Biri cok gec kesfettigim ve keske Turkiye’de de olsa benzeri dedigim food network.Yemek programlari her yerde var,ama bu kanaldakiler oyle detayli ayrismis ki sasmamak elde degil.Genelde Amerika yemek kulturu olmadigi dusuncesiyle kucumsenir,ama bu ulkenin iyi yanlarindan biri guzel bulunan bir seyi ulke,kultur ayrimina gitmeksizin benimsemesi.
Evet,taşınmamız büyük ölçüde bitti. Nasıl beğendiniz mi yeni halini? Yorum ve önerilere her zaman açığım biliyorsunuz. Bundan sonra web sitemi ihmal etmemek niyetim. Kısa ve öz de olsa paylaşacağım ilk dönemlerde olduğu gibi her konudaki fikir ve tepkimi.Sizden gelecek yorumlarla daha iyi olacak her şey. Bekliyorum…